Bizden – Eylül 2025 | “Memlekete Saygı, Bayrağa, İnsanlığa, Ananeye, Büyüğe Saygı…”

Şehir ve Kültür dergimiz 133. Sayısı ile karşınızda.

Ahlak, güzelleştiren en onurlu bir değer,
Sevgi, hoşgörü gibi ruhtan gelirse eğer…
Ya da kalpte var ise evvelden verildiyse,
Sülaleden gelmişse, ruhlara yerleşmişse…
İnsan için lazımdır manevi güzellikler,
Onurla dolu isen ahlakına değer ver
M. Tevfik Temiztürk

Osmanlı Devleti Fatih döneminden itibaren, Payitahtımız olan İstanbul’da yaşayan halk, kendini yaşadığı şehre adapte etmişti. Müslümanlar kısa zamanda bu şehre hicret edip nüfusu müslümanlaştırdı. Müslümanlar dahil şehrin halkını edeben inançlarına örf ve ananelerine göre yetişmeleri için çeşitli kurumlar ve alışkanlıklar oluşturuldu. Şehrin dört bir tarafına tesbih taneleri gibi dizilen dergah ve tekkeler halkı hem ilim hemde irfan sahibi yapmak için çalıştılar. En küçük mahallelerde bile açılan sıbyan mektepleri küçük çocukların okuma yazma öğrenmelerine terbiyelerine vesile oldular. Uzun yıllar Fatih’te birlikte olduğumuz çok değer verdiğim İstanbul’umuzun nadide beyefendilerinden Tufan Ağabeyimiz, yaşadığı semt Şehremini’de gençleri kötü alışkanlıklardan vazgeçirmek onlara ahlak ve terbiye öğretmek, için bir gurup arkadaşı ile “FENA İTİYATLARLA MÜCADELE DERNEĞİNİ”kurmuşlardı. Dersaadet Derneğimiz kurucularındandı; 2 sene oldu Hakka yürüdü Tufan Ağabeyimiz. Aynı guruptan ve aynı zamanda Dersaadet Derneğimiz kurucularından eski Manisa mebusumuz Vehbi Sınmaz Ağabeyimizi de geçtiğimiz ay Hakka uğurladık.Bu insanlar ömürlerini iyilikleri yaymaya, kötülüklerle mücadeleye adamışlardı. Rahmet olsun göçenlere… Bizler de öğrendiklerimizi ya aileden ya da böyle değerli büyüklerimizle sohbetlerimizden öğrendik.

Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde pek çok gazete ve mecmuada yazılar kaleme alması sebebiyle Türk basınının önemli isimlerinden biri olan Ercümend Ekrem’in kültürel değişimi konu edindiği yazılarından birinde Yeni Sabah’ta 1 Aralık 1943’te yayınlanan “Saygısızlıkla Savaş” adını taşımaktadır. İleride Saygısızlıkla Savaş Derneği’nin kuruculuğunu üstlenecek olan Doktor Zeki Zeren’in “saygısızlıkla savaş” konusunda yaptığı bir konuşmadan hareketle bu yazıyı kaleme alan Ercümend Ekrem, bu konuyu “içtimaî yaralarımızın en önemlisi” olarak tanımlamaktadır. Saygısızlığın giderek doğal bir hâl aldığından şikayet eden Ercümend Ekrem, “Eskiden saygının çeşitleri vardı: memlekete saygı, bayrağa saygı, insanlığa saygı, ananeye saygı, büyüğe, ana babaya, küçüğe, kadına, sofraya saygı gösterilirdi. Meselâ anne ile babanın yanında derli toplu oturulur, sigara içilmez, elleri öpülür, yemek sofrasında şarkı söylenmez, yüksek sesle konuşulmaz, lokma bırakılmaz, yere ekmek düşerse derhal kaldırılır, öpülür, başa konur, sofradan kalkarken şükredilirdi.” sözlerinin ardından “Bugün bunları zamane adamlarının birçoklarına söylediğiniz vakit yüzünüze gülüyorlar” demektedir. “Saygısızlık, gerçekten feci bir hâl almıştır” diyen Ercümend Ekrem, belli başlı saygı kurallarının kitaptan değil, ancak aile ortamında öğrenebileceğini söylemektedir. Değerli yazarımız Ercüment Ekrem Talu’nun adab-ı muaşeret ile ilgili bahsettiği kısacık birkaç cümle aklımızı başımıza almamız için uyarıdır. Kişisel terbiye, edep elbette ailede başlar, komşularla devam eder. Bir komşunun hakkını ödemek demek, gıybetini yapmayıp, hakkında iyi konuşmak demektir. Pişirilen yemeklerden, özellikle bayram ve aşure günlerinde ona ikrâm etmek demektir. Komşusu fakir ise, kendi çocuklarını giydirdiği gibi onları da giydirmek, aldığı meyvelerden, helva ve tatlılardan onlara da ikrâm etmektir. Komşusunun her türlü korkusunu izâle etmeye çalışmak demektir. Nitekim Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’den şu hadîs rivayet edilmiştir: “Allâh (c.c.)’a ve âhiret gününe imânı olanlar, komşusuna kötülük yapmasın.” (Müslim)

Şehir ve Kültür Dergimizle, Dersaadet Kültür Platformumuzla, yazdıklarımızla ve konuştuklarımızla insanlığa iyilikleri anlatmaya, kötülüklerden menetmeye çaba sarfediyoruz. Bunu vazife bildiğimiz için yapıyoruz. Bu vazife hepimizindir.

Eylül ayı geldi, eğitim yuvalarımız açılmaya başladı. Çocuklarımızı okula eğitim öğretim için gönderiyoruz. Bilelim ki; çocuklarımız için ilk öğrenilecek yer ailedir… İlk görev bizlere aittir.
Saçımızı taradık, kravatımızı taktık yeni sayımızla yine huzurdayız…

Hz. Mevlânâ der ki:
“Kim benlikten kurtulursa, bütün benlikler onun olur.”
“Hoşbulduk efendim, hoşça bakın zatınıza…”

Mehmet Kamil BERSE
Genel Yayın Yönetmeni

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir