Şiiri sevmiyorsan, Kitap okumuyorsan ve Çay içmiyorsan, kabrime gelme” Mezar taşına yazıvermiş şairin biri…
Türk toplu mu duygusaldır, duygularının nirvanasında sarılır kâğıda kaleme, şiir yazar… Orta Asya’dan bu yana bu toplum destanlar, şiirlerle coşmuştur. Bu kadar duygusal toplum aynı zamanda yeri geldiğinde sa vaşmasını da çok iyi bilir. Anadolu’ya geldiğimiz ta rih, Kars “Ani”de Şehristanı kurarken yapılan savaş ağustos 1064 tür. 1071- 26 Ağustos’ta Malazgirt’te batıya yol göründü demişiz. Türk edebiyatında en çok gelişme gösteren tür şiir dir. Halkımız bütün iç güzelliklerini şiirin sıcak ha vasında yansıtmıştır. Türk halkının geçirdiği evreler boyunca şiirin özünde söz, sözün özünde güzellik egemen olmuştur. Gülşehrî’nin Mantıku’t-tayr adlı mesnevisinde, “Gülşehrî’nin yedincisi olduğu altı kıymetli kitapla altı pehlivanın hikâyesi” adlı başlık altında 124 beyitlik uzunca bir bölüm yer almakta dır. 13. yüzyılın sonlarıyla 14. yüzyılın ilk yıllarında Anadolu’da hangi şairlerin şöhret kazandığı, hangi eserlerin okunduğu hususunda bize aydınlatıcı bil giler veren bu bölüm Türk edebiyatı tarihi bakımın dan da oldukça önemlidir.
Adı geçen bölümde vaka şöyle gelişmiştir: Olayın kahramanı Gülşehrî, henüz şöhrete ulaşamamış, adı sanı bilinmeyen, bir kitabı bile olmayan bir şeyh ola rak şehirde gezinip dururken ansızın cihan dağına çıkar ve dağın büyük bahçelerine girer. Orada, çeş menin etrafında Allah’a bağlanmış altı veli, gökyüzü altında, yokluk sarayında oturmuşlardır.Her birinin bir kitâbı nâmı var. Bu altı kişinin şöhretinin dünyayı tuttuğunu söyleyen Sadî, Gülşehrî’ye şehirde şeyh lik yapmayı bırakmasını, dünyada yadigâr kalacak bir divan, bir kitap yazmasını, o kitapta bildiklerini toplayıp sık sık adını geçirmesini tavsiye eder. Aksi takdirde şehirde şeyhlik yapıp bir iki yıl hayat sür dükten sonra öleceğini, bir hafta bile geçmeden dün yada unutulacağını, ne adının ne de bir belirtisinin kalacağını anlatır. Sadî ardından, “İşte bu çeşme âb-ı hayat çeşmesidir; 700. Yılında Yunus Emre Hatıra Kitabı bu çeşmeden içen ölümsüzdür. Bir kitap yaz ve ilmin ne olduğu nu göster; böylece ortaya koyduğun eserle dünyada hep yaşa.” diyerek onu kitap yazmaya teşvik etmiş tir. Sadî’nin saydığı altı şair, Senayî, Mevlana, Nizamî, Attar, Sultan Veled ve Sadî’dir. Bunlardan Attar iki, diğerleri birer eseriyle anılmıştır. Senayî’nin İlah-nâ me, Mevlana’nın Mesnevî, Nizamî’nin Mahzenü’l-es rar, Attar’ın Musibet-nâme ve Mantıku’t-tayr, Sul tan Veled’in Mesnevî adlı eserlerini zikreden Sadî, kendisinin de Gülistan nâme adlı bir kitabı olduğu nu söyler. Sonraki beyitlerde yolda giderken rast ladığı bir veli Gülşehrî’ye, “Seni hiç tasasız göremi yorum, niçin bir gün olsun seni sevinçli ve neşeli bulmuyorum?” dediğinde Gülşehrî altı erenin bi rer kitap yazarak gönüllere yerleştiklerini, kendi sinin kitabı olmadığı için adının sanının olmadığı nı söyleyince veli, “Sözde Gülşehrî adını kullan da sözlerin tadı gelsin. Kitap olarak bir Felek-nâme yaz ve utanıp çekinmeden sen onların yedincisi ol” der. Gülşehrî mahlasıyla Felek-nâme adlı bir eser yazan şair, gidip o altı ere selam verip kim oldukla rını sorunca her birisi kendisinin ve eserinin adını zikreder. Şair de onlara adının Gülşehrî olduğunu, Felek-nâme adlı bir kitap yazdığını anlatınca kabul görür ve o altı kişi Gülşehrî’ye yedinci şair olması nı teklif ederler. Altı kişiye saki olmayı kabul eden Gülşehrî, sekizinci şair olmak isteyenlerin ortaya çıkmaları çağrısı yapar. Gülşehrî geleneğe uyarak diğer altı şair gibi kendi eseri Felek-nâme’yi de Farsça yazmıştır. Fakat bu hikâyeyi Türkçe olarak yazdığı Mantıku’t-tayr’da anlatması ilgi çekicidir. Bu cihanda eser vücuda getirmek geleceğe bırakı lan bir imzadır. Kendini tanıtmaktır. Şehir ve Kül tür dergimizin yazarları her zaman eser yazmakla meşguldürler, Mimar Dr.Kamil Uğurlu geçtiğimiz ay Mavi Vatanda Kıbrıs Şehrengizi’ni yayınladı. Bir süredir yeni bir eserini tamamlamak üzeredir: “Artvin Şehrengizi”… Şehrengiz dünyamızla ken dimizi vazifeli biliyoruz Kamil ağabeyimle, “Balı kesir Şehrengizi” ardından “Ahlat Şehrengizi” ve dahi “İstanbul Şehrengizi 2 ve 3. ciltlerimiz” Eylül ayında elinizde olacak inşaallah. Yukarıda bahset tiğim gibi… Bu dünyada eser vücuda getirenlere saygılarımızla… Şehir ve Kültür, her ay sizlere bir eser takdim eder. Umarım bu eserler aylar yıllar sonra yazarlarını geleceğin gençlerine, okuyanla rına yaşatırlar.
133 defa bir eser vücuda getirdik 2025’in Ağustos ayında, sıcak havalarda okunması dileğimdir. Saçımızı taradık, kravatımızı taktık, hu zurunuzda dijital nüshayı takdim ediyoruz, Kâğıt ve mürekkep kokulu dergimiz elinize gelene ka dar… Hz. Mevlâna der ki: “Düşüncen konuşmana, Konuşman davranışlarına, davranışların da kade rine yansır. O halde güzel düşün, güzel konuş, gü zel davran.” “Hoş bulduk efendim, hoşça bakın zatınıza”
Mehmet Kamil BERSE
Genel Yayın Yönetmeni
